Beylikdüzü’nde pazarda gezerken 2 adet portakal satın almak isteyen bir vatandaş dikkatimi çekti. Pazarcıya 2 adet portakalı tarttıran amcanın yanına yaklaştım ve hal hatır sordum. Neden sadece 2 adet aldığını sordum. Evde torunu olduğunu onun için aldığını söyledi. ‘Biz yemesek de olur torunum vitamin alsın’ dedi ve ekledi; ‘Görüyorsun hayat ne kadar pahalı’… Pazarı dolaşmaya devam ettim. Fotoğraf çektiğimi gören bazı esnaflar ‘çekme’ dediler. Ben gazeteciyim halkın sesiyim dedim. Bir başka esnaf ise gazeteci olduğumu duyunca ‘Çek de hükümet görsün, her şey çok pahalı olduğu için vatandaş alamıyor, meyveler sebzeler çürüyor, hergün çöpe kilolarca meyve sebze döküyoruz’ dedi. Aynı esnaf akşamları gelerek çürük meyve sebzeleri toplayan insanların çoğaldığını anlattı bana. Eskiden çok az insan gelirmiş ama son zamanlarda sayılarında bir artış olmuş. Oradan da ayrılarak başka bir esnafın tezgahına gittim. Gazeteci olduğumu duyan esnaflar esprili bir dille ‘Sen yaz gazeteci yaz’ türküsünü bilir misin dediler. Eskiden hayat bu kadar zor değildi diye eklediler.
Vatandaşın hali ekonomik olarak içler acısı… Şimdi düşünüyorum da asgari ücretli bir çalışan’ın ailesine bakabilmesi mümkün değil. Bugün asgari ücret 15 bin TL dahi olsa bir ailenin geçinmesi imkansız. İnsanların çocukları iş bulamıyor. Sokaktaki vatandaşa hükümetten memnun musunuz diye sorduğumda aldığım cevap hep aynı. ‘Hükümet halktan değil yandaştan yana’